Bölüm 4

Bir Yerden Tanıdık Geliyor Sanki…

Bu haftasonu Jihyun ile Busan’a gitmeye karar verdik. Şu an Busan’da Busan Uluslararası Film Festivali var, hem festivali hem de Busan’ı görmüş oluruz diye düşündük. Busan, ülkenin güney batısında yer alan bir liman kenti ve aynı zamanda da Kore’nin en büyük ikinci kenti.

Busan’a KTX adı verilen hızlı trenlerle gitmeye karar verdik. Bu trenler o kadar uzun ve hızlıydı ki 18 vagonları vardı ve saatte 305 km hızla gittikleri için arabayla 5 saat süren Busan - Seul arası yolu 2 saate indiriyorlardı. Trene binince içerisi inanılmaz derece tanıdık göründü, neden olduğunu anlayamadım. Sanki daha önce de binmişim gibiydi. Bir ara kalkıp tuvalate gideyim dedim de koridordan geçerken nedensiz bir heyecan kapladı içimi, kalbim çarpmaya başladı. Sanki birden birisi çıkacaktı, bir şey, bir… Zombi! İşte o zaman anladım. Bu tren, Zombi Ekspresi (Train to Busan - 2016) filmindeki trenin birebir aynısıydı. Filmin içindeymiş gibi hissetmenize neden olacak kadar aynısı!

Busan Uluslararası Film Festivali (BIFF)

Metrolarda olduğu gibi KTX’lerde de wifi vardı, bu nedenle yolculuğumuzun büyük kısmını internette geçirdik. Zaten artık fiziksel biletler de kullanılmıyordu, üniformalı görevliler yolculara hiçbir şey sormadan kabinleri gezerek ellerindeki mobil cihazlarla yolcuları kontrol ediyorlardı.

Busan’da Airbnb’den bir ev kiraladık. Daire çok katlı sitelerden birinin en üst katındaydı. Kore’de artık bildiğimiz anahtarlar neredeyse hiç kullanılmıyor, onun yerine her dairenin dijital şifreli kilidi var. Biz de bu nedenle airb&b sahibimizle  yüzyüze hiç görüşmeden, bize verdiği şifreyle eve girip yerleştik. Tuttuğumuz ev biraz küçüktü ama en üst katta olduğu için çok güzel bir deniz manzarası vardı.

Kaldığımız yer, meşhur Heundae Sahiline yakın olduğu için önce oraya yürüdük. Heundae’de sahilin kıyısına yol boyunca festivalde gösterilen filmlerin afişleri vardı.

Kim Soo Hyun Ile Ele Ele <3

Etraf festival için gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerle dopdoluydu, hemen her köşede ise ziyaretçilere yardımcı olması için görevliler bulunuyordu. Yazın şezlonglardan adıp atılacak yer bulunmayan geniş Heundae plajının sonbahar nedeniyle boş kalan kumlarına şimdi festival için büyük bir sahne kurulmuştu. Festival boyunca bu sahnede festival filmlerinin yönetmenleri ve oyuncularıyla söyleşiler yapılıyordu.

Busan’da sinemaya ne kadar önem verildiğini Sinema Sokağı  adı verilen bir yoldan da görebilmek mümkündü. Deniz kenarındaki bu yolda Busan’da çekilmiş önemli filmlerin afişleri duvara basılmıştı. Daha ileride ise ünlü yönetmenlerin ve oyuncularının ellerinin kalıpları vardı. Bu kalıplar açıkta olduğu için kendi elinizi içine koyup karşılaştırabiliyordunuz. Ben de koşup çok sevdiğim Kim Soo Hyun’un eline kendi elimi koyup baktım, benim elim onunkinden çok daha küçükmüş meğer. :)

"Derya Kuzusu Bunlar" :D

Akşam olunca Busan’ın balık pazarına gittik. Burası bizim pazarlara çok benziyordu, tek farkı bütün tezgahların balıklarla dolu olmasıydı. Pazar çok büyüktü birkaç sokağa yayılmıştı, çok farklı balık çeşitleri bulmak mümkündü. Balıkların çoğu yeni yakalanmıştı ve bir küçük akvaryumların içinde canlı tutuluyorlardı. Çiğ balıklarla dolu tezgahları görünce önce sadece gezmeye geldik sandım. Halbuki, bu tezgahların bazılarının hemen yanlarında restoranları da varmış. Tezgahtan istediğiniz balığı seçip restorana geçiriyordunuz, onlar da hazırlayıp masanıza getiriyorlardı.

Yemekten sonra biraz yürüyüşe çıktık. Gece olunca Busan sokakları renkli neon tabelalarla ışıl ışıl olmuştu. Şimdi festival kalabalığıyla iyice canlıydı. Her taraf sokak yemeklerini yiyerek gezen ya da sokak gösterilerini izleyerek Busan’ın tadını çıkaran neşeli insanlarla doluydu.

Rengarenk Gamcheon 😊

Ertesi erken döneceğimiz için vaktimiz kısıtlıydı, günü turistik gezilere ayırdık. Sabah, ilk olarak Kore Savaşı’ndaki şehitleri anmak için kurulan Birleşmiş Milletler Anıt Mezarlığını gezdik. Türk askerleri için de ayrılmış bir kısım vardı, orada şehitlerimize saygılarımızı sunduk. Daha sonra ise Gamcheon Kültür Köyü’ne gittik. Burası rengarenk evlerle dolu sevimli bir tepeydi. Eskiden gecekondu mahallesi olan bu yer, Kore Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı’nın geliştirdiği bir projeyle yenilenmiş. Evler tatlı renklere boyanmış, duvalara sevimli grafitiler çizilmiş, sokaklara küçük heykelcikler konmuş ve böylece turistlerin uğrak noktası haline dönüştürülmüştü. Gamcheon’dan sonra artık eve dönme vaktimiz gelmişti, halbuki Busan’da görülecek daha çok yer vardı. Seul’e dönerken, Busan’a tekrar gelebilmeyi diledim.

Beşinci bölüm çok yakında…

 

Yazar: Pelin Özer
İllüstrasyonlar: Merve Uygan